... gözlerini açtığında dün geceyi hatırlamıyordu. ağzında enginar,karnabahar, turp ve lahana karışımıyla oluşturulmuşumsu bir tat vardı. ağzında biriken tükürüğü yutarsa eğer, bu tat midesine inecekti iğrendi, doğrulup halısına tükürdü enginarı, karnabaharı, turpu ve lahanayı. bu dört sebzenin tadı ağzındayken içinden hiçbir şey gelmezdi. ağzını biraz daha temizlemeliydi. biriktirdi tükürüğünü. birkez daha diliyle itip tükürüğünü, halısına ekecekken bu asla meyve vermeyecek sebze tatlarını; bir anda 5-6 yaşındayken mahallede tükürüğünü diliyle itip çok uzağa attırabilen insanla ilk kez karşılaşmaları geldi aklına.
yetenekli olduğunu düşünmüştü onun. arkadaşları da "ne güzel attırabiliyorsun" diyordu durmadan, o attırdıkça tükürüğünü uzaklara. karşı kaldırım, yıllardır girilmeyen dükkan kepenkleri, yetenekli gencin tükürükleriyle yıkanıyordu. geçmişi hatırlatmıştı ağzındaki enginar, karnabahar, turp ve lahana karışımı tadında tükürüğü. geçmişi unutmak için de bir şeylere gerek vardı.

tekrar uzandı yatağına. odası kapkaranlıktı. saatin kaç olduğuna dair hiçbir fikri yoktu. saate bakmazdı da zaten. ona göre uykusumgeldiğinde yatağına girmesiyle sonuçlanan günler saatlere bölünemezdi. saat 13:00'ın 19:00'la hiçbir farkı yoktu. güneşin batıp batmadığını tahmin etmeye çalışırken kafasını bordo renk perdelerle örtülü penceresine çevirdiğinde, komodinindeki iki mandalinaya çarptı gözü. mandalinalar geçmişini unutturabilirdi ona. hala aklında ismail türüt'ün plan yapmayın plan şarkısı gibi faşistçe dolanıyordu tükürüğünü uzaklara attırabilen yetenekli mahalle genci. sırtüstümyatışını hiç bozmadan uzandı sol eliyle mandalinalardan yeşilimsi olanınap. soymaya başladı özenle törpülediği tırnaklarıyla. tırnakları uzun olsaydı, içleri sapsarı olurdu birkaç saat sonra. uzun değildi tırnakları. kesmişti dün gece "gece tırnak kesersen eşşeğin amına su kaçırmış olursun" diyen büyük babaanesinin öğüdünü hunharca çiğneyerek. dünle ilgili bir şey hatırlamıştı. geçmişi unutmaya çalışırken bir şey hatırlamıştı. dün de geçmiş değil miydi? bugünmsoyulan mandalina dünü nasıl hatırlatabiliyordu; üstelik dünden önceki geçmişi unutmaya çalışırken? geçmiş hatırlanırdı, unutmaya çalışırken üstelik.
mandalina kabuklarını büktü ağzına doğru, fışkıran acı tadı hissetmek yüzünü ekşitse de mandalinaların her şeyine hayrandı. doğruldu yatağında, çıplak ayaklarını sarkıttı yatağından ve yatağının altına kadar yetişmeyen halısına basmadan önce betona bastı. üşüdü ayakları, hiç kimse ısıtmadı. bir tek annesinin sesini duydu; "çoraplarını giy oğlum" dediğini. geçmiş beton gibi çarpmıştı bu kez. geçmiş hatırlanırdı...
barış bak
Güzel...
YanıtlaSil