3 Mart 2012 Cumartesi

ÖYKÜ:BEN BİTLENDİM ANNE!!


Önce bit denilen yaratığı tanıtayım sizlere

 Saç Biti: Saç bitleri insan saçında yaşayan ve üreyen çok küçük, kanatsız, günde 2–8 kez kan emerek beslenen gri böceklerdir. Sirke denilen yumurtaları görmek bitin kendisini görmekten daha kolaydır ve genellikle enseye yakın, kulakların arkasında ve başın arkasında saç tellerine tutunmuş halde bulunurlar. Sirkeler kir veya kepek gibi yıkanarak temizlenemezler. Önce etkili bir ürün ile öldürülmeli, sonra bu amaç için yapılmış ürünün kutusundan çıkacak olan özel bir tarak ile saçtan temizlenmelidir.

Saç biti insan vücudu dışında yalnızca 48 saat yaşayabilir ve evcil hayvanlar üzerinde yaşayamaz. Sirkeler ise insan vücudu dışında kumaş ve battaniye üzerinde 10–15 gün canlı kalabilirler.

 Evet, bu iğrenç yaratığın tanıtımından sonra bitle savaş dönemlerimize geçebiliriz. Genelde ilkokul zamanlarında erkek kız ayrımı olmadan çocuğun bir süre utanç içinde yaşadığı dönemdir. Hatta anneler avuntu içinde; bu olayın genelde pak insanlarda olduğundan bitin temiz saçta daha kolay yuva yaptığından bahsederler. Evet, bu kocaman bir yalandır. Sadece egolarını bir süre tatmin etme duygusudur. Yâda en sevdiğimiz arkadaş ile 1 metreden fazla yaklaşmama gibi cezalarla karşılaşmamızdır. Bu bitin temel kaynağının pislikten geçtiğini hepimiz biliriz. Ama onu kabullenmeden şampuanları bile suçladığımız dönemi bilirim. İçindeki maddeler saçta bitlenmelere sebep oluyor. Aman ne kadar inandırıcı bak sen şu şampuanın yaptığına.


Şimdi bakıyorum da tabiî ki hemen maşallah diyeyim bitler eskisi kadar revaçta değiller. Onları bile küstürdük ya helal olsun bize. Saygınlıkları bile kalmadı. Aman olmasınlar 2 kızım var ve saçları çok uzun birde gür. Neyse ilkokul dönemlerime geri döneyim ben. Saçlarım maşallah hep uzun dalgalı ve gürdür. Düşünebiliyor musunuz o saçın bitlenmesini aman düşünmeyin. Biz düşünmeden yaşadık. Kafamda saç kalmayacak diye korkmuştum. Aslında bitlendiğimi anlamamız çok geç oldu. Erken olsa da fark etmeyecekti. Aynı işlemler yine yapılacaktı. Babamın işinden ötürü lojmanlarda kalıyorduk ve lojmanın içindeki okula gidiyorduk. Arkadaşlarımla tüm gün bir arada idik. Birimiz bulaşıcı hastalığa yakalandı mı hepimiz o hastalığı geçirmek için sıraya girerdik. Bu arada da birimizde bit olması tüm okulu sarması demekti. En şanslı erkeklerdi saçlarını kazıtırlardı nasılsa 1 ay sonra saçlar yerine gelmeye başlayacaktı. Belimde olan o güzelim saçlarımı nasıl kestirebilirdim. Tüm işkencelere katlanabilirdim ama saçımın kısa olmasına asla. Süslü olacağım o yıllardan belliymiş. Birgün okuldan geldim ensemde nasıl tatlı bir kaşıntı öleceğim. Fakat kazıdım o bölümü, bir baktım ensemde yürüyen bir yaratık kanımı eme eme maşallah fıstık gibi olmuş. Aslında çok hızlı kaçan bir varlık nasıl elimde tutmayı başardıysam. Sanırım kan emmekten mide fesadı oldu kaçacak hali kalmadı. Anneme gittim:
 -Bak ben ne buldum dedim.

Aman oda ne annem delirdi sandım:
-Ay ay bit bu nereden buldun?

Şimdi düşünüyorum da ne kadar saçma bir soru insan panikle böyle şeyler diyebiliyor sanıyorum. Aman yazarken bile kaşıntı krizi geldi. Annem çıldırdı. Hemen komşulardan saklandı sanki hazine bulduk gibi. Hadi ben pis deseler de çocuğumda annem ne yapacak oyy nerelere kaçayım ben gibi ağıtlardan sonra gel bakalım anam babam usulü gazlar, benzinler şimdi diyorum ki iyi ki saçlarım dökülmemiş. Ama birde güneşte bekletiliriz neymiş efendim güneşte benzin kokusu ile baygın düşüyorlarmış
 -Ne diyorsun sen anne?

En baygın ben düştüm tehlikeli madde gibi ortalıkta geziniyorum. Kazara birisi küçücük kıvılcım atsa kafam patlayacak. Danger oldum ben aman kokudan deseniz uyuştum. Gözümü açacak halim yok. Birde millete rezil sergide gibi evin bahçesinde oturuyorum. Arkadan kafaya beyaz yemeniler bağlanır bitler oraya düşsün mantığı ile. Ama düşerdi de kardeşimle onları öldürme yarışı yapardık. Şimdi o bele kadar olan gür ve dalgalı saçları babamızın sık tarağı ile tarama zamanı gelmiştir. En zor bölümde odur zaten. Çok canınız yanar. Bak şimdi hatırladım o sık tarağa beyaz iplik geçirilir sirkeler kolay çıksınlar diye. Aman işte o an bittiniz. Birde anneden yenilen laflar cabasıdır.
 -Kör olmayasıya ellerini yıkamazsan yağlı yağlı başını ellersen olacağı bu işte.

Hani temiz insanlarda olur du bu diye kendimle gurur duyuyordum saatlerdir. Çok rencide oldum şimdi. Ertesi günü okula gitmeyi çekinir olmuştum. Sanki herkes biliyor gibi.Bilmeselerde maşallah başımdaki gaz kokusu natahmin edeceklerdi. Kafam havaalanı gibiydi. Bitler inip inip çıkıyorlardı. Eve anlaştık bir şifre bulalım toplulukta diyerek abim ve annemle onların isimlerine Ayşecik diyorduk.
 -Ayşecikler nasıl seni gıdıklıyorlar mı dediler mi?
Bil ki Ayşecik kafamdaki o sevimsiz yaratıklardı.
 -Evet, biraz gıdıkladılar ama ben engel olmaya çalışıyorum üzülme anne
derdim.

Engel olmak çok saçma oldu başına yuva yapmış neyine engel olacaksın. Annemde ne sabırlıydı git kestir kısacık saçlarımı niye uğraşıyorsun ki. İşte bitle inatlaşma içinde kim lider çıkacak bakalım.

 Bu arada her gün okuldan geldiğimde arkadaşlarımla bisiklet binmeye çıkardım. Annem nasıl sesleniyor
 -Koş sinek ilacı arabası geliyor takıl peşine.

Off annem demiş yapmaz mıyım hiç yutarım bile o ilacı. O dumanın peşinde bisikletle yarım saatlik turun sonrasında yarı baygın bir şekilde kendimi eve zor attığımı bilirim annem o elindeki işkence aracı ile bekliyor.15 gün kadar bu zulüm sürdü sonunda baktık hakkından gelemiyoruz doktora gittik. Asla unutmam adını ama vermeyeyim reklâma girer kalsın ilk kitabımda bir marka verdim diye başım biraz ağrıdı. Zaten bitlenenler anlamışlardır hemen o ilacı sürüp yarım saat kadar başta bekletmemiz gerekiyordu ve annem yine beni güneşlere attı kafamda beyaz yemeni ile keşke baştan beri onu yapsaymışız inanın bana 1 haftaya kalmadı tüm böceklerim beni terk etti bir daha görüşmemek dileği ile dedim. Ama onlar beni bırakınca bir boşluğa düştüm. Nerede bit lafı duysam bir hoş olur içim. Bu arada tüm yazı boyunca kaşındım. Ama dürüst olalım bit macerası olmayan bir arkadaş tanımıyorum. Ah Ayşecikler ah havaalanı kapandığından beri gelemediler ama şu zamanda inanın bitlenmemek için tüm önlemler alınmış geçenlerde bir eczanenin önünden geçiyorum ve bu konuda yaralı olduğum için sanırım. “Bit tokası gelmiştir” yazıyordu. Hemen eczaneden içeriye girdim. Özel koku salgılayan bir tokaymış saça takıldığı anda bu kokuya bitler gelmiyorlarmış ve kişi kesinlikle bu kokuyu duymuyormuş. Tamam, ama sırf kız çocukları bitlenmiyorlar ki o halde erkeklerimize sıfır numara saçların yolu görüldü. Kızlarım saçımız kaşındı anne dediler mi bu konuda ihtisas yapmış bir anne olarak hemen çabuk güneşe gelin saçınıza bakacağım diyorum.



YAZAN:ASLI GENCER TUNÇYÜREK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...