... isviçreli bir bilim adamıydı kocası. adı şükrü olmasına rağmen isviçreliydi. kendini isviçreli hissetmişti hep; isviçre'de yaşadığı dönemde çocukluğunu geçirdiği jura kantonunda, bi çocuğun kendisini isviçreli olmadığı için dövdüğünden beri. çocuk, şükrü'nün iki ön dişini kırmıştı ve o andan itibaren kendini hem isviçreli hissetmeye başlamıştı hem de kendini diş'e adamaya karar vermişti.
yalnızca isviçreliyim demek yerine isviçim diyememek onu üzüyordu. isveç arkadaşları ne güzel kısa kesiyordu, "isveçim" deyip geçiyorlardı kebap bir tavırla ama o isviçreliyim diyene kadar, onu dinleyen kim varsa "dünyayı masonlar yönetiyomuş panpa" sohbetlerine girişiyorlardı bir anda.

acımasızca harcıyorlardı zekiye'nin kocasını kahve buluşmalarında. zekiye temkinliydi akşam olacaklara karşı. kocası, yine arkadaşlarıyla olan bir kahve buluşmasında tanıştığı herkese ankara'ya nasıl döndüğünü anlatırken, bi anda kendini sigaradan sararan dişlere karşı antieycink etkisi yapan karbonatın kimyasal yapısını çizerken bulmadan gelememişti eve.
zekiye de, kocasına naynoycudan aldığı orta boy leğeni göstermeden önce, bir kimya mühendisine leğenin kimyasal formülünü anlattırttıtmıştı. kocası çok şey biliyordu; isviçreli bir bilim adamıyla evli olmak onu sıradanbir zekiye olmaktan alıkoyuyordu. mahcup olmamalıydı kocasının karşısında. zekiye artık yalnızca bir ev hanımı değil, isviçreli kocasının karşısında türkiye gibi bi şeydi. leğeni şükrü'ye gösterir göstermez bir kıyamet koptu evde.
zekiye'nin leğen aldığı naynoycu, jura kantonundan bir adamdı; sigarasını yakması için çakmak istemişti bir gün naynoycudan, o da bir jura zipposuyla sigarasını yakmıştı şükrü'nun, ordan biliyordu şükrü. medyum memiş'in keto'yu tokatlayışından daha az olmayan bir şiddet uyandı şükrü'nün içinde. bir leğen yüzünden evdeki tüm milletler uyanıyordu. milliyetçilik akımının etkisi, evdeki japon balıklarının, şükrü'nün diş macunları üzerinde çalışma yapıyorum ayağına ivana fukalot cd'lerinin kutusunda zekiye'den sakladığı hint kenevirlerinin örgütlenmesine yol açtı. evdeki huzursuzluk, kral tv müzik ödülleri'nde ismail yk'nın "en iyi çıkış yapan sanatçı" ödülünü alması, önce sabahtan beri açık olan televizyonda sonra da evde yankılanmasıyla biraz dağılacaktı ki; aynı naynoycu, sokaktan geçiyordu ve avazı çıktığı kadar bağırarak boza satıyordu. bu onun ikinci işiydi ve yapmaması gereken bir şeyi yapmıştı. sokağa şükrü evdeyken girmişti. artık şükrü'yü kimsetutamazdı. eline bir levye aldı çamaşır makinesinin üstünden, aşağıkoştu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder