17 Aralık 2012 Pazartesi

HEKİME ŞİDDET - DR. LÜTFİ TİYEKLİ


                                                                          HEKİME ŞİDDET

                Aslında şiddet ve sağlık kelimelerinin bir araya gelmesi bile yanlış iken hekimlere ve tüm sağlık çalışanlarına yapılan şiddetin olağan karşılanabilmesi ülkemiz için bir utanç kaynağıdır.
                Bugün tüm ülke, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları şiddetin arttığı konusunda hemfikirdir. Arttığına inanmayan sadece ,maalesef, sorunu çözme makamı olan Sağlık Bakanlığıdır.
                Sağlık Bakanlığı ‘elde veri yok, istatistiki bilgi yok’ diyerek sağlıkta şiddetin arttığını kabul etmemektedir. Bakanlığın bakış açısı’ kaç hekim var kaçı şiddete uğradı; kaç sağlık çalışanı var kaçı şiddete uğradı’ eksenindedir. Çalışanların şiddete uğrama korkusunu istatistiki bir veri olarak kabul edebilir mi? İnsani duyguları dışlayan bu bakış açısı çağdışı kalmıştır.
Şiddet uygulayanları aynı zaman da oy verenler olarak kabul ederek, yapılan şiddeti masumlaştırma çabası belki de şiddetin ana kaynağıdır.
                Ülkemizde sağlıkta şiddet ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ ile ivme kazanmış, politikacıların sağlık hizmetlerini oya dönüştürme politikası ile pik yapmıştır.
                Şehrimiz, Kahramanmaraş, genel asayiş olarak huzurlu bir bölgedir. Buna rağmen Hekime ve Sağlık Çalışanları şiddet büyük bir ivme ile artmaktadır. Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi/hizmet binasında 6 ay içinde medyaya yansıyan iki tane hekim boğazını sıkma olayı olmuştur. Hele bir tanesi bir bayan hekimin boğazının sıkılması ve kafasının duvara çarpılması şeklindedir. Açıldığı günden beri bu tip saldırılar olmayan bir hastanede son 6 ay içinde 2 tane cana kast edecek şiddette olay olması ‘şiddetin arttığının bir göstergesi değil midir?
 Bu şiddetlerin yaşandığı hastanenin açılış töreninde ‘hekimleri yuhalatan’ anlayış bu şiddetin artmasının bir sebebi değil midir? Bu ülkenin hekimlerini, sanki bu ülkenin çocuğu değilmiş gibi, peşinen hırsız gibi göstererek ‘Çekin elinizi hastanın cebinden’ diyen anlayış bu şiddeti artırmamış mıdır acaba?
Yerel sağlık idareleri, belki de kendilerine gelen talimatla, bu şiddet olaylarını kendileri de bir sağlık çalışanı olmalarına rağmen görmezden gelmektedir. Güneşi balçıkla kapatma sevdası ağırlıklı görüştür. Eski Devlet Hastanesi şimdiki Yörük Selim ek binasında yaşana hekime darp olayında yerel idarecilerin sivil topluma baskısı buna en tipik örnektir. Yapılacak bir basın açıklamasına dahi tahammül edilememiştir.
Kanunla kurulmuş meslek odasının hekime yapılan saldırıya karşı açıklama yapmasını engellemek için siyaseti devreye sokmaya çalışan yerel idareci yaklaşımı, sorunu ne kadar çözebilir? İlimizde, rahmetli Ersin Arslan’ın katledilişinde yapılanın dışında, hangi saldırıya karşı  hangi idareci bir açıklama yapma cesaretini ve inceliğini gösterebilmiştir? Sağlık idarecilerinin tavrına bakılırsa Kahramanmaraş’ta hiç şiddeti yaşanmıyor gibidir.
 Oysa ki artık şiddet artık dizginlenemez hale gelmiştir. Bu dizginlenemeyen şiddet artık idarecilere de vurmaya başlamıştır. Kaptan köşkünde oturarak güvertedeki olayları izleyenler, artık şiddetin kendilerine de sıçramaya başladığını görmektedir. Başhekimlere de sağlık müdürlerine de saldırma, artık vakayı adliyeden olmuştur.
Sağlık bakanlığımız bir yandan sağlıkta şiddet artmamıştır derken bir yandan da bu artmayan şiddet için önlem aldığını söyleyerek bir ikilem yaşamaktadır. Ersin Arslan olayından sonra apar topar hazırlanan fakat altyapısı olmayan tedbirlerin bir işe yaramadığı açıkça görülmektedir.
 Kamuoyuna yansıtılan ‘Bundan sonra avukatlarımız sağlık çalışanlarının haklarını koruyacak’ balonu Ersin Arlan davasında sönmüştür. Hukuki altyapısı olmayan bu söylemi, mahkeme ‘idarenin yetkisi yok’ diyerek Sağlık Bakanlığı avukatlarının müdahillik talebini dahi reddederek çürütmüştür. Hekim haklarını korumaya ‘hükümeti pek memnun etmese de’ Tabip odalarının yetkili olduğuna karar vermiştir.
Bakanlık popülizm-oy kaygısı-şiddet üçgeni arasında kalmaktadır. Şiddetin arttığını kabul ederse bu şiddetin niye arttığının sorulmasından korkmaktadır.
Bu şiddetin artmasından en çok mağdur olan aslında sağlık hizmeti alanlardır.
Sağlık bir hizmet sektörüdür. Hekimler ve sağlık çalışanları olmadan bir sağlık hizmetinden bahsedilebilir mi? Devasa binalar, MR cihazları, tomografiler, ameliyathaneler, hekim ve sağlık çalışanı olmadan ne işe yarar? Mesleğini ‘acaba bugün başıma bir olay gelecek mi?’ diye yapan bir insan ne kadar verimli çalışabilir?
Halkımız şunun farkında olmalıdır. Sağlıktaki şiddet aslında kendilerine yapılmaktadır. Defansif tıbbın zararı bu halkadır.
Çözüm mü? Aslında çok basit! İlk önce şiddetin bir sorun olduğunu kabul etmek ve çözüm üretmek için gerçek bir irade göstermek.


Kapalı gözlerle hiçbir şey görülemez.

 

                                                                                                      Dr. Lütfi Tiyekli

                                                                           Kahramanmaraş Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi
                                                                                                                         Hukuk İşleri Sorumlusu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...